Polislik mesleğinin onurunu ve şerefini koruyabilmek büyük özveri ve fedakarlık gerektirir. Bugün ulaşılan noktada polis bu değerlere fazlasıyla sahip olmuştur. Kim ne derse desin, nasıl eleştirirse eleştirsin görünen gerçekleri tek taraflı, haksız yere yapılan suçlamalarla yok edemezsiniz.
Elbette ki her meslekte ve kurumda olduğu gibi emniyette de birtakım olumsuzluklar yaşanabilir, ama bunu fırsat bilip bütün kurumu lekelemeye kalkmak sanırım büyük haksızlık ve çok yanlış bir davranış olur. Amaç, doğruları bulup ortaya çıkarmak ve gerçekleri dile getirmekse işte o zaman iyi niyetli olmak ve yapıcı davranmak gerekir. Çamur atmak ve haksız eleştirilerde bulunmak çok kolaydır. Önemli olan çoğunluğun ulaştığı ve yakaladığı değerler ve gerçeklerdir, sahip olunan misyonun ulaştığı çağdaş kriterlerdir.
Türk polisi, gece gündüz demeden, saat kavramı olmaksızın bütün sorunları beynini kemirirken ve dertleri yüreğinde gömülmüş, ekonomik ve sosyal sorunlarının ağır yükü altında ezilmişken yine de üstün görev anlayışı ve mesleki sadakatının içgüdüsüyle görevde göreve koşmakta ve ağzını bile açıp iki kelime söylememektedir. Ama her şeyin bir direnç noktası, kırılma merkezi vardır. Polisin de bir insan olduğunu, onunda duyguları, hayalleri, umutları, hayattan beklentileri ve geleceğe dönük kurduğu güzel düşleri olduğunu unutmamalıyız. Polislerin üzerideki aşırı mesleki baskılar onların performanslarını olumsuz etkileyeceği gibi, psikolojik kondisyonlarının da düşmesine neden olacaktır. Bunun üstüne bir de ekonomik sorunları yüklendiğinde çık bakalım işin içinden çıkabilirsen. Bu kadar ağır yükün altında ezilen polisimizin görev anlayışındaki fedakarlığın sınırı, gerçekten çok takdir edilecek bir konudur. Bunca vefaya karşılık devletin de artık birtakım konularda harekete geçmesi gerekir.
Son bir yıldır özellikle geceleri sabahlara kadar kalıp, trafik polislerinin denetimlerini izledim. Asayiş ekiplerinin özverili, atak ve içten gelen mesleki refleksler ile nasıl çalıştıklarını gözlemledim. Olaylara yaklaşımlarına, konuşma tarzlarına, sabırlarına, öfke kontrollarına, hoşgörüdeki dirençlerine ve ne zaman, hangi şartlarda nasıl güç kullanmaları gerektiği hususlarındaki özelliklerini inceledim. Polisin dinamizmi çok yüksek ve sonuç mükemmel.
Buraya kadar her şey çok güzel, ama konu polisin sosyal,ekonomik ve diğer bütün özlük haklarının iyileştirilmesine geldiğinde kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Yiğidi öldür ama hakkını ver kardeşim. Polis zaman kavramı olmaksızın fedakarca çalışıyorsa ve sesini çıkarmıyorsa sende Devlet baba olarak onun en doğal ve yasal hakkı olan fazla mesai ücretlerini hiç kıvırtmadan, haksız ve anlamsız gerekçeler öne sürmeden son kuruşuna kadar vereceksin. Onlar ne sadaka nede hakları olmayan bir paranın peşindeler. Bu konuda polisimizi daha çok yıpratmanın, gereksiz yere zor durumda bırakmanın ve üzerek motivasyonunu bozmanın hiçbir haklı gerekçesi ve anlamı olamaz. Fazla mesai ücretlerinin verilmesi için ilgili bakanlıkların ve kurumların daha çok zaman kaybetmeden ve polisimizi de dah çok oyalamadan harekete geçmeleri gerektiği inancındayım. Çünkü polis yasal olarak haftada 40 saat çalışacağına, en az 60 saat çalışmaktadır. Adalet bunun neresinde bana söylermisiniz.